Toplumsal normlar, kişiyi sürekli çift olarak görmeye çalışıyor. Aile, arkadaşlar ve sosyal çevre de bu konuda zaman zaman baskıya varan ısrarlı söylemlerde bulunabiliyor.
Oysa bazen yalnızlık da bir tercih olabiliyor. Tek kişilik hayatında sevdikleriyle birlikte vakit geçirmek kişiyi mutlu edebiliyor.
Türk toplumunun örf ve adetleri ise herkesin evli ve çocuklu olmasının mutluluğun anahtarı olduğunu düşündürüyor. 2000’li yıllarla birlikteyse bu kalıplar kırılmaya başladı.
4. Toplum Baskısının Etkisi
Mutluluğun ana maddelerinden biri “sosyal bağlanma” ve bunun için özel bir kişiye ihtiyacımız yok. Ancak toplumun temel yapıtaşı aile olduğundan, çevrenin de beklentisi bir noktada evlenmeniz ve çocuk sahibi olmanız yönünde oluyor.
Düğünlerde bekarlar “Sen ne zaman evleneceksin?”, evlilerse “Çocuk düşünmüyor musunuz?” sorularından kaçamıyor. Kişi, bekar ya da çocuksuz halinizden mutlu olsa bile kendini, “Acaba hayatım, bir eş ya da çocuk olmadan anlamsız mı?” diye sorgulamaya başlıyor.





















