Toplumsal normlar, kişiyi sürekli çift olarak görmeye çalışıyor. Aile, arkadaşlar ve sosyal çevre de bu konuda zaman zaman baskıya varan ısrarlı söylemlerde bulunabiliyor.
Oysa bazen yalnızlık da bir tercih olabiliyor. Tek kişilik hayatında sevdikleriyle birlikte vakit geçirmek kişiyi mutlu edebiliyor.
Türk toplumunun örf ve adetleri ise herkesin evli ve çocuklu olmasının mutluluğun anahtarı olduğunu düşündürüyor. 2000’li yıllarla birlikteyse bu kalıplar kırılmaya başladı.
6. Başkalarının Düşüncelerinin Etkisinde Kalmayın!
Bundan 15-20 sene önceye kadar toplumumuzda, özellikle kadınların yalnız yaşamasıyla ilgili daha katı görüşler hakimdi. Toplumsal baskılar tabii ki tamamen ortadan kaybolmuş değil ancak bu düşüncenin özellikle büyük şehirlerde değişmeye başladığı görülüyor. Bu noktada, bir ilişki yaşamanın olumsuz ve kaçınılması gereken bir durum olmadığının da altını çizmem gerekiyor.
Doğru bir zeminde inşa edilmiş ilişki her iki taraf için de mutluluk verici ve tatmin edici oluyor. Fakat kişinin üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak adına kurduğu ilişki, tarafları uzun süre mutlu etmiyor. Kişinin üzerinde sürekli bir baskı hissetmesi ise bu durumu olumsuz olarak görmesine ve ilişki kurmaktan kaçınmasına neden olabiliyor.





















